Smf Nedir, Neden Smf

26/4/2008 · Kategori: CesitLi YaZiLaR

SMF yani Simple Machines Forum, ustaca kodlanmış, kolay kullanılabilir ve yönetilebilir bir forum sistemidir.

Dünyada birçok site tarafından tercih edilen SMF'nin şüphesiz en büyük ajantajı ücretsiz olmasıdır. vBulletin severler tarafından itici bulunsa da aslında düzenlenmesi en kolay forum sistemidir. Temel php bilgisinin yanı sıra css bilgisi olan herkes rahat şekilde tema düzenleyebilir.

Bunun örneklerini çeşitli SMF temalarında görüyoruz. Vbulletin tarzı temalar, SMF ile neler yapılabileceğini gözler önüne seriyor.

SMF'nin (+) özelliklerinden bahsettik. (-) özelliklerin değinecek olursak, çok fazla SMF sitesi var ve çok fazla amatör kullanıcısı var. Bu yüzden SMF forumların çoğu tasarımdan yoksun durumda. Her ne kadar fazla tema bulunsada yeni arkadaşlar eski temaları kullanmaya bayılıyorlar. Örneğin DİlberMC. Bu açıdan SMF forumlar vBulletin forumların yanında çok basit kalıyor diyebiliriz.

Seo sisteminin fazla gelişmemiş olduğunu söyleyebiliriz. Ama yapan yapıyor bunu da belitmekte fayda var. Çok fazla olmasa da örnek SMF forumlardan söz etmemiz mümkün.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

EQ'nuzu Ölçün - EQ Ölç - EQ ölçme - EQ Testi Çöz - Duygusal

23/4/2008 · Kategori: CesitLi YaZiLaR

Duygusal zekanızın ne dunumda olduğunu bilmek istiyorsanız bu test tam size göre. Yapacağınız şey çok basit. Aşağıdaki cümlelere puan vermeniz yeterli

Duygusal zekanızın ne dunumda olduğunu bilmek istiyorsanız bu test tam size göre. Yapacağınız şey çok basit. Aşağıdaki cümlelere puan vermeniz yeterli. Her cümlede yer alan düşünceye aşağıdaki kutuda yer alan numaralarla puan verebilirsiniz.

Önce 1,3,4.5 ve 8 numaralı sorulara verdiğiniz puanlan toplayın. Bu puandan 2, 6, 7, 9 ve 10 numaralı sorular sonucunda elde ettiğiniz puanı çıkarın

 

1 - Ne hissettiğimi çok iyi biliyorum.

a) Kesinlikle yanlış=1 b) Nadiren doğru=2 c) Bazen doğru=3 d) Genellikle doğru=4 e) Her zaman doğru=5

2- Duygularımı hiçbir zaman tam olarak diğer insanlara tarif edemiyorum.

a) Kesinlikle yanlış=1 b) Nadiren doğru=2 c) Bazen doğru=3 d) Genellikle doğru=4 e) Her zaman doğru=5

3- Ruhsal durumumun değiştiğinin her zaman farkındayım.

a) Kesinlikle yanlış=1 b) Nadiren doğru=2 c) Bazen doğru=3 d) Genellikle doğru=4 e) Her zaman doğru=5

4- Duygusal durumlarda vücudumdaki değişiklikleri fark ediyorum.

a). Kesinlikle yanlış=1 b) Nadiren doğru=2 c) Bazen doğru=3 d) Genellikle doğru=4 e) Her zaman doğru=5

5- Eğer sinirlenmeye ve kızmaya başlarsam bunu karşımdakine söylerim.

a) Kesinlikle yanlış=1 b) Nadiren doğru=2 c) Bazen doğru=3 d) Genellikle doğru=4 e) Her zaman doğru=5

6- Ruhsal durumumun değiştiğini karşımdakiler ben anlatmadan fark eder.

a) Kesinlikle yanlış=1 b) Nadiren doğru=2 c) Bazen doğru=3 d) Genellikle doğru=4 e) Her zaman doğru=5

7- Duygu ve düşüncelerime çok dikkat etmem.

a). Kesinlikle yanlış=1 b) Nadiren doğru=2 c) Bazen doğru=3 d) Genellikle doğru=4 e) Her zaman doğru=5

8- Duygularımı her zaman dinlerim.

a) Kesinlikle yanlış=1 b) Nadiren doğru=2 c) Bazen doğru=3 d) Genellikle doğru=4 e) Her zaman doğru=5

9- Duygusal reaksiyonlarım beni bile şaşırtıyor.

a). Kesinlikle yanlış=1 b) Nadiren doğru=2 c) Bazen doğru=3 d) Genellikle doğru=4 e) Her zaman doğru=5

10-Duygularımı ifade etmekte zorlanıyorum.

a) Kesinlikle yanlış=1 b) Nadiren doğru=2 c) Bazen doğru=3 d) Genellikle doğru=4 e) Her zaman doğru=5

 

DEĞERLENDİRME

15 ve üzeri: Pekiyi
Duygularınıza kulak veriyorsunuz. Fiziksel ve psikolojik değişikliklerinizi hemen fark ediyorsunuz.

10–14 arası: İyi
Duygulannıza dinliyor ve genellikle kendinizdeki fiziksel ve psikolojik değişikliklerin farkına varıyorsunuz. Öneri: Gün içinde duygusal değişimlerinizi not alın ve daha sonra bunlan analiz etmeyi deneyin.

1–9 arası: Orta Duygulannızın genelde farkında değilsiniz. Duygularınızın değiştiğini etrafınızdaki kişiler sizden önce fark ediyor. Öneri: Vücudunuzu dinleyin ve değişiklikleri fark etmeye çalışın. Örneğin korktuğunuz zaman midenize kramp mı girdiğine ya da boğazınızın mı kuruduğuna dikkat edin.

8 ve aşağısı: Kötü
Duygu ve düşüncelerinizi hiç dinlemiyorsunuz. Duygusal reaksiyonlar veriyor ve verdiğiniz bu reaksiyonlara şaşırıyorsunuz.

Öneri: Etrafınızdaki kişilerden duygularınızı nasıl kontrol edebileceğiniz konusunda öneriler alın. Kendi duygularınıza daha fazla kulak verin.

 

kaynak: milliyet

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Mim Tufanı En Sevdiğiniz Türk Futbolcular

18/4/2008 · Kategori: CesitLi YaZiLaR

Blog hayatına başladım başlayalı hiç bir mim başlatmamıştım.Artık bizde uzman blogculardan olarak bu eylemi gerçekleştirmeden gitmeyelim öbür tarafa dedik.Vede mimi başlattık mimin adı en sevdiğiniz Türk futbolcular hangileri.Mimlediğim kişi ise aramıza yeni katılan Www.Dehsetnet.Org

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Bilim Adamı Nasıl Olunur ?

7/4/2008 · Kategori: CesitLi YaZiLaR

Bir bilimadamının tıp konusunda yeni ve çok önemli buluşları olmuştu. Bir gazete muhabiri röportaj yaparken kendisine, ortalama bir insandan nasıl olup da daha farklı ve yaratıcı bir insan olduğunu sormuş. Kendisini diğerlerinden ayıran özellik neymiş?

Bilimadamı bu soruyu "iki yaşındayken annesinin yaşadığı bir deneyim nedeniyle" diye yanıtlamış. Bilimadamı buzdolabından süt şişesini çıkartmaya çalışırken, şişe elinden kayıp yere düşmüş ve ortalık süt gölüne dönmüş.
Annesi mutfağa geldiğinde, ona bağırmak, söylenmek ya da cezalandırmak yerine,
"Robert, ne kadar güzel bir hata yaptın! Daha önce bu kadar büyük bir süt gölü görmemiştim. Evet, olan olmuş. Şimdi birlikte burayı temizlemeden önce biraz yerdeki sütle oynamak ister misin?" demiş.
O da eğilip, oynamış yere dökülen sütle. Birkaç dakika sonra annesi,
"Robert, bu tür bir şey yaptığında, bunu senin temizlemen ve herşeyi eski haline getirmen gerektiğini biliyor musun? Bunu nasıl yapmak istersin? Bir sünger mi kullanalım, bir havlu ya da bir bez mi? Hangisini istersin?" demiş.
Robert süngeri seçmiş ve birlikte yere dökülen sütü temizlemişler.
Daha sonra annesi,
"Biliyor musun, burada yaşadığımız olay, senin iki minik elinle bir süt şişesini taşıyamadığın kötü bir deneyimdi. Şimdi arka bahçeye çıkalım ve şişeyi suyla doldurup, senin dolu bir şişeyi düşürmeden taşımanı sağlayalım" demiş.
Küçük çocuk şişeyi boğazından iki eliyle tutarsa, düşürmeden taşıyabileceğini öğrenmiş.

Ne güzel bir ders!

Bu ünlü bilimadamı daha sonra, o anda bir hata yaptığı zaman bundan korkmaması gerektiğini öğrenmiş. Yapılan hataların yeni bir şeyler öğrenmek için çok güzel fırsatlar olduğunu anlamış.

İşte bilimsel araştırmalardaki deneyler de bu temele dayanır zaten. Bir deney başarısız olsa bile, o deneyden çok değerli bilgiler elde edilir.

Bütün annebabalar çocuklarına, annesinin Robert'a davrandığı gibi davransalar çok daha iyi olmaz mı?

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Foton Çağı 2012,Foton Çağı Nedir,Foton Kuşağı,Foton Çağı Hakkınd

18/3/2008 · Kategori: CesitLi YaZiLaR

Öncelikle Foton kuşagı nedir nezaman gerceklesek,foton kuşagında insanlar nasil olacak neler yasanacak diye daha kapsamli bilgi icin asagidaki yaziyi okumanizi tavsiye ediyorum.

Yüksek enerjili fotonlardan oluşan büyük bir kuşak. 2012 yılında güneş sistemimiz tüm gezegenleri ile birlikte bu kuşağa girdiğinde dünyamızın ozon deliği onarılacak ve tüm yaşam 3. boyuttan 5. boyuta geçecek. İnsanların 2 sarmallı DNA'ları ikişerli olarak biraraya gelip 12 sarmallı bir DNA'ya sahip olacaklar. Bu olay sırasında tüm insanların chakra'ları açılacak ve duyuları ve algılamaları artacak. Herkes birbirinin düşüncesini okuyabilecek. Bu ilk önce kısa süren bir kaosa neden olacak fakat daha sonra herkes bir düşünce birliği halinde bir araya gelerek, önyargının, yalanın ve kötü düşüncelerin olmadığı bir ortama geçilecek. İnsanlar birbirinin auralarını görebilecekler. 12 sarmallı DNA'ya geçiş sonrası insanlarda hiçbir hastalık kalmayacak, hasta olanlar kendilerini ve birbirlerini iyileştirebilecekler. İnsanlar ölümsüz olacaklar. Ölüm olayı ise fiziksel dünya'da kalmaktan vazgeçip başka bir boyuta geçmeye karar verme şeklinde olacak. Yani, dünya'da geri kalanlar (kalmayı seçenler) ölmeye (başka boyut gitmeye) karar verenlerin ortadan bir anda kaybolduğunu görecekler. Fiziksel dünyamızda kalmayı seçen insanların ışık bedenleri olacak ve bu cennete benzeyen ışıklı dünyada çok güzel vakit geçirecekler. Fiziksel olarak 2000 yıl sürecek olan bu olay sonrasında foton kuşağı güneş sistemimizi terkedecek.
Foton kuşağı ilk kez ingiliz astronom Edmund Halley (1656-1742) yılında Pleiades takımyıldızlarını kuşatan gazımsı bir kuşak olarak gözlendi (Halley kuyruklu yıldızını da keşfeden astronom). Fredrick Wilhelm Bessel ise foton kuşağının dönüş hızını keşfetti (herbir yüzyılda 5.5 derece saniye). Jose Comas Sol Pleiades takımyıldızındaki güneş sistemlerini keşfetti. Paul Otto Hesse foton kuşağının kalınlığını saptadı (2000 ışık yılı). Güneş sistemimiz her 25.860 yılda bir Pleiades çevresinde bir tur dönmektedir. Yani, yaklaşık olarak her 12.500 yılda bir güneş sistemimiz bu foton kuşağının içine girer. Güneş sistemimizin foton kuşağının içindeki yolculuğu 2000 sene kadar sürer. Yani, foton kuşağından çıktıktan sonra tekrar foton kuşağına girmek için 10.500 yıl geçmektedir. Bu devrelerin alt devreleri de vardır ama üst devre 206 milyon yıl sürer.
Foton kuşağının kendisinin de aurası var ve ilk aura katmanına (enerji seviyesine) 1962 yılında dünyamız (ve tüm güneş sistemimiz) girmiş durumda. Yani şu anda foton kuşağının düşük enerjili ilk kısmının içinde bulunuyoruz. Dünya'mız ikinci enerji seviyesine ise 1987 yılında girdi. 2012 yılında üçüncü enerji seviyesine girmesi sırasında 110-144 saat (5-6 gün) boyunca karanlıkta kalacağız. Üçüncü enerji seviyesine (foton kuşağının kendisinin bulunduğu esas enerjili kısım) girildiğinde ise karanlık sona erecek ve artık hiç gece olmayacak yeryüzünde. Sırasıyla yazarsak:
1. gün: 21 Aralık 2012'de kör bölgeye giriş, tüm canlıların beden tipinin değişmesi, hiçbir elektrik aygıtının çalışmaması, tam karanlık
2. gün: Atmosfer basıncının düşmesi, herkesin kendisini şişmiş hissetmesi, Güneş'in yeterli ısıtamaması, dünya ikliminin soğuması (buzul çağı soğuğu)
3.-4. gün: Atmosferin şafak vakti gibi sönük bir ışıkla aydınlanması, foton etkisinin başlaması, foton enerjili aygıtların çalışabilir hale geçmesi, yıldızların yeniden gökyüzünde belirmeleri.
5.-6. gün: 24 saatlik gündüz devresine giriş, kör bölgeden çıkıp ana foton kuşağına giriş, tüm canlıların güçlenip zindeleşmeleri, dünya ikliminin ısınması, foton ışınıyla çalışan gemilerin uzayda yolculuk yapmaya başlaması, telepati, telekinezi gibi psişik yeteneklerin ortaya çıkışı (uyanış, süperbilinç).
Kısaca, foton kuşağı dünya'daki tüm yaşam için çok büyük bir faydası olan, yüksek enerjili fotonlardan oluşan devasa bir kemer. Güneş sistemimiz bu kuşağa girdiği zaman tekrar çıkması 2000 sene sürecek. Foton Kuşağı (Manaşik Halka) kendi etrafındaki dönüşünü 25.860 yılda bir tamamlamakta ve güneş sistemimiz her bir 10.500 yılda bir foton kuşağına girmekte. Foton kuşağı torus şeklinde (araba lastiği biçiminde) bir kemer ve bunun kalınlığı (çapı değil, kemerin kalınlığı) 2000 ışık yılı. Önemli bir husus elektrikli hiçbir aygıtın ise foton kuşağına girildikten sonra hiçbir şekilde çalışmaması. 2000 yıl boyunca sürecek olan safhada elektrik enerjisi ile çalışacak araca ihtiyaçta olmayacak zaten. Çünkü süperbilinç halinde olma hali ve foton enerjisi kullanabilecek teknoloji ile elektrik enerjisini kullanmaya ihtiyacımız olmayacak.
Foton kuşağı (Photon Belt) konusunda daha detaylı bilgi için Virginia Essene'nin "Galaktik İnsan" kitabını tavsiye edebiliriz.
Kaynak:http://www.evrenselsevgi.com

Kalıcı Bağlantı Yorum (2) Yorum yaz!

Ekranlarda sempati saçan Acun'un aslında büyük bir trajedini

15/3/2008 · Kategori: CesitLi YaZiLaR

"Var mısın Yok musun" programının sevilen sunucu Acun Ilıcalı, görme özürlü yarışmacı Evren'e yaptığı sürprizle bugün bir kez daha gönülleri fethetti.

Ekranlarda sempati saçan Acun'un aslında büyük bir trajedinin kahramanı olduğunu biliyor muydunuz?

Acun, trafik kazasında önce babaanne ve dedesini, 4 yıl sonra da anne ve babasını kaybetti. Yine tam 4 yıl sonra, başka bir trafik kazasında bu kez kendisi mutlak bir ölümden döndü.

Acun Ilıcalı, ailesinin peşini bırakmayan bu akıl almaz kaderi anlattı.

19 YAŞINDA EVLENDİM

Çok sevdiğim babaanne ve dedemi trafik kazasında yitirdim. Karşıdan karşıya geçiyorlardı. Bir arabanın altında kaldılar.

Bu olaydan 4 yıl sonra aynı korkunç kader bu kez anne-babamı buldu.
Ben 19 yaşında evlendim. Bir kızım oldu. Kızım henüz 10 aylıktı. Annem ve babamla Bodrum'a tatile gidecektik. Benim son anda işim çıktı, "Siz gidin daha sonra geleceğim" dedim.

Kızım Banu da onların yanındaydı. Balıkesir'i geçmişler. Babam sakin sakin konvoyu sollarken, bir anda karşısına 180'le gelen bir araç çıkmış ve kafa kafaya çarpışmışlar. Annemle babam orada rahmetli olmuş. Kızım çok ağır yaralanmış.

ANNEM ÖLMÜŞTÜR

Balıkesir Devlet Hastanesi'ne gittim. Bir adam duruyor. Adamın yanına gittim. Annemi sordum. 'İlknur Ilıcalı ile görüşmek istiyorum' dedim. Adam bir deftere baktı ve sayfayı çevirdi "Ölmüştür" dedi. 'Ergün Ilıcalı ile görüşmek istiyorum' dedim. "Ölmüştür" dedi. Ben şoktayım ve kızım Banu'yu soramıyorum. Sadece vücudunda 18 kırık vardı. Düşünün o zaman henüz 10 aylıktı..

KIZIM MUCİZE ÇOCUK

Dünyada, bundan daha büyük bir acı olamaz herhalde. Öyle bir acıydı ki, kızımın yaşamasına sevinememiştim bile. Banu'nun o kazadan sağ çıkması gerçekten mucizeydi. Ben o yüzden kızıma "mucize çocuk" derim. Yaşadığı bunalım sonucunda eşim Seda'dan ayrıldım.

'KOLUMDA 36 DİKİŞ VAR'

Ailemi trafik kazasında kaybedip, sonrasında ilk eşimden boşanınca ben de ipler tamamen koptu. Herkesin bir gün öleceğini, hayatın anlamsız olduğunu düşünerek ölümden hiç korkmadan yaşamaya başladım. Gidip motosiklet aldım. Sonra büyük bir kaza geçirdim. Bir araba soldan gelip çarptı. Arkamda da yakın arkadaşım vardı. O da o kazada vefat etti. Benim ise sol kolum kırıldı. 2 ay hastanede yattım. 36 dikişli bir ameliyat geçirdim ve koluma platin takıldı. Yani ben de mucize eseri yaşıyorum."

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Mim Dalgası Emreblog.Com

4/3/2008 · Kategori: CesitLi YaZiLaR

Blog sevdasına tutuldum tutulalı hiç mim yememıstım fakat saolsun emre arkadasım bu konudada benı yanlız bırakmamıs , mim başlatmıs ve de benı mımlemıs.konuda en nefret ettıgın 3 site bende hemen sayayım

1: ForumTi  nedeni ise her onemlı bı arama yaptıgımda o sıteye cıkmam vede ıstedıgımı bulamam
2:azbuz.com blog ozentısı oldugu ıcın
3:yahoo bu sıteyede dogdum dogalı kılım ama nedenını bılmıom

Şimdi Topu  Ahmetdursun  a bırakıyorum kolay gelsın ahmet..
           

Www.Sekilnet.Blogspot.Com

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Üzücü bir aşk hikayesi ( Ask Sevgi - Kiskanclik )

6/2/2008 · Kategori: CesitLi YaZiLaR

Adam genç eşini çok seviyor,bir o kadarda kıskanıyordu öyleki iş yerinde yemek verildiği halde,her öğlen o uzun yola rağmen evine gidiyor,eşiyle birlikte yemek yiyordu.Kadın, eşinin sadece yemek yemek için geldiğini düşünüyordu.Bilmediği bir şey vardı eşi kendisini kontrol ediyordu.Bu bilinmeyenle uzun süre birlikte yediler yemeklerini taa ki adam gelipte eşini evde bulamayana kadar.

Kapıyı açıp seslendi eşine ses yok...Odaları gezdi bir bir...yok...yok...yok...Telefona sarıldı hemen.Kapalıydı kadının telefonu.İrkildi birden."korktuğum başıma geldi kesin aldatıyor beni" diye düşündü.........Tanıdığı herkesi aradı ailesi,arkadaşları,aile dostları,komşuları hiç kimse görmemişti kadını saatler geçiyor kadından ses çıkmıyordu.Akşam oldu adam evin içinde ümitsiz ve karışmış düşüncelerle dönüp duruyordu.Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte adam kararını vermişti boşanacaktı avukat arkadaşına giderek dava açtırdı.Kesin aldatmıştı kocasını ve dönmeye yüzü yoktu artık herşey bitmişti.
Eve dönünce eşine ait ne varsa attı resimleri yırttı,elbiselerini yaktı,takılarını karşılıksız verdi bir eskiciye geriye sadece bir sevgililer günü kartı kalmıştı." hep seninim...hep senin kalacağım..."yazıyordu üzerinde.adam nefretle bakarak duvara astı kartı uzun uzun baktı elinde tuttuğu içki kadehini sıktığının farkında bile değildi.Elleri kan içinde kalmıştı ama o görmüyordu bile.
Telefonun sesini duyduğunda ancak farketti elinin acıdığını ve kan içinde kaldığını açtı telefonu

ADAM __ buyrun dedi adam
TELEFONDAKİ __ iyi günler beyfendi ........ beylerin evimi?
ADAM __ buyrun benim
TELEFONDAKİ __ ben ........... hastanesinden arıyorum iki gün önce yaralı bir bayan getirdiler hastanemize henüz bugün kendine gelebildi sizin isminizi öğrenebildik hemen gelebilirmisiniz?

Adam yığıldı olduğu yere yanlış duymuş olabilirmiydi."kesin sevgilisi dövdü" dedi içinden gitmekle gitmemek arasında bocaladı birden sonra "gidip yüzüne tükürmeliyim"diye düşündü.Fırlayıp çıktı sokağa attığı adımların sesini duyuyordu sadece koştu,koştu...Hastaneye ulaştığında nefesi tıkanmıştı danışmadan eşinin kaldığı odanın numarasını öğrendi artık biliyorduki anlatılan doğruydu eşi yaralıydı ama neden?merdivenleri nasıl çıktığını hatırlamıyordu.Kapıya geldiğinde doktorları gördü.Kendisini tanıttı ve eşini görmek istediğini söyledi.Doktorlardan birisi başını öne eğdi "başınız sağolsun eşinizi kurtaramadık dedi adam aldatılmışlığın acısıylamı yoksa sevdiği içinmi bilinmez, bakamadı eşinin yüzüne son kez cenaze işlemlerini bile eşinin ailesine bıraktı.

Aradan 10 gün geçmişti adam iyiden iyiye yıpranmış,çökmüş,sanki hayattan elini eteğini çekmişti devamlı duvarda asılı duran karta bakıyordu o arada kapı çaldı.Genç bir kurye,büyük bir paket bıraktı kapının önüne.Gülümseyerek "doğum gününüz kutlu olsun efendim eşiniz 10 gün önce ayırdı hediyenizi ve bugün için size teslim etmemizi tembihledi.Çok şanslısınız beyfendi dedi ve çıkıp gitti ne yapmalıydı bilmiyordu adam.Açtı kutuyu elleri titreyerek bir kazak vardı en üstte "çok beğenmiştin bu tazağı ama bana elbise alabilmek için vazgeçmiştin bundan güle güle kullan aşkım" yazılı bir kağıt iliştirilmişti bir paket daha vardı kutuda açtı...saatti bu.Yine bir yazı. "eve geleceğin zamanlar,geç kaldığın her dakika ölüm gibiydi.Umarım artık geç kalmazsın" en alttada bir kart vardı.Sanki sonunu biliyormuş gibiydi yazdıkları "son olacak belki belkide hep yanında,hep birlikte kutlayacağız.Bizli nice yıllara aşkım"

Genç kadın,eşi için seçtiği hediyeleri,doğum gününde teslim edilmek üzere bırakmıştı mağazaya dönüşte şarjı bittiği için telefonu kapanmıştı.Yolun karşısındaki kulübeden eşini aramak istemişti merak etmesin diye ama hızla gelen arabayı farkedememişti...
Alıntıdır...

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

Sevmeye Engel Degil Mesafeler...

2/2/2008 · Kategori: CesitLi YaZiLaR

Günün birinde birisi, karşınıza geçip 'Mesafeler aşkı öldürür' derse buna şiddetle karşı çıkın.

Çünkü aşk, dil, din, ırk ve kilometre tanımaz...

Ayrı şehirlerde, hatta başka ülkelerde de olsanız bile, 'seviyorsanız' bunun bir engel olmadığını anlarsınız.

Bazen aynı anda telefonlara sarılırsınız, bazen de eş zamanlı mesajlar çekersiniz sevdiğinize.

Bu özel anlara şaşırırsınız ama inanırsınız.

Bunun tek açıklaması seviyorsunuzdur, seviyordur...
Her zamankinden daha fazla hasret anlamı yüklenmiş şarkıları

Dinlemeye başlarsınız, özlem dolu şiirler okumaya iter sevginiz sizi.

Hiç umulmadık anlarda gözleriniz dolabilir, ağlamak istersiniz...

Yaşamdaki her güzelliği uzaktaki sevgilinize adamaya başlarsınız.

Artık yağan yağmur daha farklı hislere götürür sizi.

Gördüğünüz gökkuşağının doğu ile batıyı renkleriyle birbirine
bağlaması da uzaklardaki sevdanızı hatırlatır usul usul...

Bazı zamanlar içinize bir ateş düşer...

Sevdiğinizle özlem denizinde yüzerken, ona dokunmak, yüzüne doya doya bakmak istersiniz.

İlk uçakla ya da ilk otobüsle karşısına çıkarsınız.

Elinizdeki çiçekleri ona verdiğiniz an, onun gözündeki mutluluğu görüp aşkın en kutsal ödülünü alırsınız.

Her görüşme yürekleri daha da büyütür ve kocaman harflerle 'aşk'ı gönül defterinize yazarsınız.

Ancak akrep ile yelkovanın yarışı devam eder ve saatlerin her zamankinden daha çabuk tükendiğine şahit olursunuz sevdiğinizin yanında.

Dönüş yolculuğunda bir sonraki buluşmanın hayalleri sizi sararken yolların ve dağların sevginize şahit olmasından memnuniyet duyarsınız.

İşte uzaklarda aşkı böyle benzer tekrarlarla yaşarsınız, ayrı şehirlerin inadına...

Ve biri günün birinde karşınıza geçip size 'Mesafeler aşkı öldürür' derse buna şiddetle karşı çıkarsınız!

Çünkü aşkın dil, din, ırk ve kilometre tanımadığını herkese en iyi siz anlatırsınız...

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Dünyanın en güçlü orduları

2/2/2008 · Kategori: CesitLi YaZiLaR

Dünya üzerindeki en güçlü ordular hangi devletlerde sorusu herkesin kafasını karıştıran bir soru haline geldi.. Bu sadece orduların asker sayısına değil bir çok faktöre göre sıralanıor.. Bu faktörler genelde platformlarda tartışılmasada aslında ateş gücü, teknoloji ve mobilizasyon gbi bir çok madde altında değerelndrilior..
Sadece asker sayısına göre Dünyanın en seçkin 10 ordusu;

China
United States
India
Korea, North
Russia
Korea, South
Pakistan
Israel
Turkey
Iran

Fakat birazcık savaş tarihine bakarsak büyük orduların büyük hezimetler aldığınıda görebilirz.. Yani aslında ordudaki asker sayısından öte ordunun kabiliyetleri çok önemlidir.. Bir orduyu diğerinden üstün yukarıda saydıım gbi bir kaç faktör var.. Fakat en önemli konu ateş gücü ve silahlar.. Bunlar savaş destekleyici unsurlar olarak geçior.. Lojistik(ordunun harakt kabiliyeti), “Maintance” ( Tamir kabiliyeti ve her koşulda haraket edebilme imkanı) ve benzeri imkanlar ordunun gerçek savaş gücünü göstermektedir..
Bu kriterlere göre Dünyanın en seçkin 10 ordusu;

United States
China
Israel
India
Russia
Korea, South
Korea, North
United Kingdom
Turkey
Pakistan

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki ::